| Medya Haberleri |
| 08:44 - TÖRENDE İSTİKLAL MARŞI OKUTULMADI |
| 00:09 - VALİ OLMANIN ŞARTI |
| 23:37 - BUDRDUR VALİSİ İBRAHİM ÖZÇİMEN ABDULLAH GÜL ZİYARETİNDE BURDUR HALKININ GÖSTERDİĞİ İLGİYE TEŞEKKÜR |
| |||||||||||
|
'Vesayet ve Demokrasi' başlıklı 22. Abant Platformu, dün 16 maddelik bir sonuç metniyle sona erdi. 3 gün süren toplantıda, Türk demokrasisinin vesayet altında olduğu bütün katılımcılar tarafından kabul edildi. Sonuç bildirisinde, bugün karşı karşıya bulunulan iç ve dış politikadaki sorunların temelinde vesayetçi engellemelerin yattığı belirtildi. Vesayetin şiddeti de teşvik ettiği vurgulanırken, "Kalıcı bir sistem niteliği kazanan vesayetçiliğin tasfiyesi elzemdir." denildi. Diyarbakır'da 32 sivil toplum kuruluşunun başlattığı, Mardin ve Batman'da devam eden şiddet karşıtı çağrılar ise Abant Platformu tarafından oybirliği ile desteklendi.
Oturumlarda üzerinde en çok durulan konulardan 'askerî bürokrasi' de sonuç metninde yer aldı. Bunun denetim altına alınması istendi. Dış güvenlik politikası ve askerî harcamaların demokratik kurumlar tarafından belirlenmesi gerektiğine işaret edildi. Bildirinin en dikkat çekici maddelerinden biri de Yüksek Mahkeme'yle ilgiliydi: "Anayasa Mahkemesi kurucu iktidar yetkisi kullanamaz. Halka ait olan, sivil demokratik süreçlerin içinde oluşan kurucu iktidar Anayasa Mahkemesi tarafından denetlenemez. Bu doğrultuda yargı organları demokratik meşruiyet temelinde yeniden yapılandırılmalıdır."
Toplantıda, geçen yıl olduğu gibi yine 'yeni sivil ve demokratik bir anayasa' ihtiyacının altı çizildi. 'Vesayet' kavramı; 'kurumların merkezi, seçkinci ve otoriter bir zihniyetle toplum üzerinde kontrol sağlaması, tahakküm kurması' şeklinde tarif edildi. Oturumlarda da, demokrasi üzerindeki vesayet sorunu; siyasal ve toplumsal sistem, yargı, asker-sivil ilişkileri düzeylerinde ele alındı. Vesayetin kurumları, taşıyıcı aktörleri ve siyasal hayattaki tezahürleri tartışıldı. Sonuç bildirisinin müzakere edildiği bölümde de çeşitli değerlendirmeler oldu. Abant Platformu Yönetim Kurulu Başkanı Levent Köker'in sonuç metnini okumasının hemen ardından söze giren emekli Askeri Hakim Faik Tarımcıoğlu, "Bu manifestoyu ayakta alkışlayabilir miyim?" dedi. Köker'in "Tabii ki" cevabının ardından da ayağa kalkarak sonuç metnini alkışladı. Daha sonra söz alan emekli Askerî Hakim, "Magna Carta'dan beri yazılmış en kötü anayasanın, Magna Carta'dan sonra yazılmış en güzel manifestosunu gördük. Her maddesinin altına imzamı atarım." ifadelerini kullandı. Eski Cumhriyet Savcısı Gültekin Avcı, toplantıda 'istihbarat konsepti'nin yeterince işlenmediğini savundu ve "Vesayet altına almadığınız istihbarat, hem sivil hem de askerî otoriteyi vesayet altına alır." görüşünü dillendirdi. Anayasa hukukçusu Prof. Dr. Ergun Özbudun ise bildirinin mükemmel bir biçimde hazırlandığını ve hiçbir ekleme önermediğini ifade etti. Özbudun, vesayetin mağdur ettiği kesimler arasındaki empati duygusunun geliştirilmesinin kaçınılmaz olduğunu söyleyerek, şöyle devam etti: "Vesayet, Türkiye'de çeşitli mazlumlar yarattı. Kürtler, başörtülüler, Aleviler, solcular hatta liberaller. Bu zümreler arasında empati eksik. Mazlum Türk, mazlum Kürt'e yönelik empati yapmıyor. Müslüman çoğunluk, gayrimüslimlere yapılan haksızlıkları görmezden geliyor. Bu rejimi tasfiye etmenin en kolay yolu bu kesimlerin birbirine empati göstermesi, ortak davada aynı yolda yürümesidir. Aksi, statükocuların işine yarar." Maddelere yönelik bir temenni de eski MİT Müsteşar Yardımcısı Cevat Öneş'ten geldi. Öneş, siyasi iktidara yönelik vurguların yetersizliğine dikkat çekerek, "Siyasî iktidar, demokratikleştirme adımlarının atılmasını ve kararlılığını daha güçlü göstermelidir. Bunun da vurgulanması gereklidir. Bu konudaki muhafazakâr ve oportünist yaklaşımlar sadece gecikmelere sebep olacaktır." şeklinde konuştu.
İşte 22. Abant Platformu'nun sonuç bildirgesiVesayet ve Demokrasi' başlıklı 22. Abant Platformu'nun 16 maddelik bir sonuç bildirisi şöyle:
| |||||||||||
| |||||||
|
| |||||||